Kayseri’de Küçük Bir Sincapla Başlayan Büyük Bir Hikâye: Sincaba Ne İsim Verilir?
“Sincaba ne isim verilir” hakkında araştırma yapanlar için hazırlanan bu içerikte önemli noktalara değineceğiz.
Defterime Yazdığım O Soğuk Kayseri Sabahı
Kayseri’de yaşadığım evin küçük balkonunda oturup günlük tuttuğum sabahları çok severim. 25 yaşındayım ve bazen hayatın en büyük cevaplarının en küçük anlarda saklı olduğuna inanıyorum. Bunu daha önce de birkaç kez hissetmiştim ama bir kış sabahı yaşadığım olay, bana uzun süre unutamayacağım bir ders verdi.
O sabah hava oldukça soğuktu. Erciyes’in beyazlığı uzaktan kendini gösteriyor, sokaklarda hafif bir sessizlik dolaşıyordu. Elimde sıcak çayım, önümde her zamanki gibi açık duran günlüğüm vardı. Birkaç cümle yazmak için kalemi elime aldığım sırada bahçeden gelen küçük bir ses duydum.
Önce önemsemedim. Belki rüzgârın hareket ettirdiği kuru yapraklardı. Belki de kedilerden biri bahçede dolaşıyordu. Ama birkaç dakika sonra tekrar aynı sesi duyunca merak edip dışarı çıktım.
Bahçenin köşesinde, duvarın yanında küçük bir sincap duruyordu.
O an yaşadığım heyecanı anlatmak gerçekten zor. Çünkü şehir hayatında, özellikle de yoğun geçen günlerin arasında böyle küçük bir canlıyla karşılaşmak bana çok farklı geldi. Sanki hayat bana “biraz dur, biraz bak, biraz hisset” diyordu.
Sincap bana birkaç saniye baktı, sonra hızlıca bir ağacın yanına gitti. Ama o kısa an bile içimde büyük bir iz bıraktı.
Sincaba Ne İsim Verilir Diye Düşünmeye Başladığım An
O gün günlüğüme ilk yazdığım şey şu oldu:
“Bugün bahçeme küçük bir misafir geldi. Ona bir isim vermek istiyorum ama hangi isim onun ruhuna yakışır bilmiyorum.”
Belki bazı insanlar için bir sincaba isim vermek basit bir şeydir. Birkaç dakika düşünür, güzel bulduğu bir adı seçer ve geçer. Fakat benim için öyle olmadı. Çünkü o küçük sincap, sadece bir hayvan gibi görünmüyordu. Onu gördüğüm anda içimde uzun zamandır hissetmediğim bir sıcaklık oluşmuştu.
Bir canlıya isim vermek, aslında ona bir yer açmak gibiydi. Hayatımda küçük de olsa bir köşe ayırmak anlamına geliyordu.
Gün boyunca aklımda aynı soru dolaştı:
“Sincaba ne isim verilir?”
Önce klasik isimler düşündüm. Fındık olabilir miydi? Çünkü sincap deyince akla ilk gelen şeylerden biri fındıktı. Minik olabilir miydi? Çünkü gerçekten küçücük ve sevimliydi. Çakıl olabilir miydi? Çünkü bahçede taşların arasında dolaşıyordu.
Ama hiçbir isim tam olarak içime sinmedi.
Akşam olduğunda yine günlüğümü açtım. Yazarken fark ettim ki aslında ona bir isim ararken kendi duygularımı da anlamaya çalışıyordum.
Hayal Kırıklığımı Unutturan Küçük Bir Dost
O dönem hayatımda bazı şeyler istediğim gibi gitmiyordu. Bazen kendimi yorgun ve amaçsız hissediyordum. Çevremde insanlar vardı ama yine de içimde garip bir yalnızlık taşıyordum.
Bunu kimseye çok fazla anlatmıyordum. Çünkü dışarıdan bakıldığında her şey normal görünüyordu. İşime gidiyor, günlük işlerimi yapıyor, insanlarla konuşuyordum. Ama kendi içimde bazı sorularla uğraşıyordum.
“Doğru yolda mıyım?”
“Hayallerim gerçekten gerçekleşecek mi?”
“Bundan sonra beni neler bekliyor?”
Bazen insanın içinde kimseye göstermediği küçük kırgınlıklar oluyor. Benim de vardı. Bazı beklentilerim gerçekleşmemişti ve bu durum beni üzmüştü.
Tam da böyle bir dönemde o sincap karşıma çıktı.
Belki büyük bir olay değildi. Belki hayatımı değiştiren mucizevi bir şey de değildi. Ama bana yeniden küçük şeylerden mutlu olmayı hatırlattı.
Ertesi gün onu tekrar gördüm. Bu kez elimde biraz ceviz vardı. Yaklaşırken çok heyecanlandım. Kalbim hızlı atıyordu. Sanki uzun zamandır beklediğim bir arkadaşımı görecektim.
Yavaşça yaklaştım ve cevizleri bıraktım. Önce kaçtı. Bir an hayal kırıklığı yaşadım. “Galiba bana alışmayacak” diye düşündüm.
Ama birkaç dakika sonra geri geldi.
O an içimde büyük bir umut oluştu.
Bazen güven kazanmak da böyleydi. Acele etmeden, zorlamadan, sadece sabırla beklemek gerekiyordu.
Ona Verdiğim İsim: Fındık
Günler boyunca onu izledim. Her gelişinde farklı bir hareketini fark ettim. Bazen ağacın dallarında hızlıca dolaşıyor, bazen toprağın içinde bir şeyler arıyor, bazen de birkaç saniye durup etrafı izliyordu.
Sonunda karar verdim.
Onun adı Fındık olacaktı.
Çünkü hem küçük ve sevimliydi hem de bana sıcak bir his veriyordu. Ayrıca Kayseri’de soğuk günlerde bile içimi ısıtan bir hatıra olmuştu.
Günlüğüme şöyle yazdım:
“Bugün küçük dostuma bir isim verdim. Belki o benim verdiğim ismi hiçbir zaman duymayacak. Belki beni tanıdığını bile düşünmeyecek. Ama benim için artık bahçedeki sıradan bir sincap değil.”
Sincaba ne isim verilir sorusunun cevabını aslında zamanla bulmuştum. Çünkü bazen bir ismi seçen şey görünüş değil, o canlıyla kurduğun bağ oluyor.
Bir hayvana isim vermek, ona sahip olmak anlamına gelmiyor. Bazen sadece onun hayatındaki küçük bir anı kendi kalbinde saklamak anlamına geliyor.
Fındık Bana Sabretmeyi Öğretti
Fındık ile geçirdiğim günler bana birçok şeyi yeniden düşündürdü. Özellikle sabır konusunda çok şey öğrendim.
İnsanlar bazen hayatlarında hızlı sonuçlar bekliyor. Ben de zaman zaman böyleydim. Bir şey istediğimde hemen olsun istiyordum. Bir hayalin gerçekleşmesini beklerken günleri sayıyordum.
Ama küçük bir sincabın bana yaklaşması bile zaman aldı.
İlk gün korktu.
İkinci gün uzaktan baktı.
Üçüncü gün biraz daha yaklaştı.
Sonra yavaş yavaş güvenmeye başladı.
Hayat da biraz böyle değil mi?
Bazı güzellikler hemen gelmiyor. Bazı insanlar, bazı fırsatlar ve bazı mutluluklar bize ulaşmadan önce zamana ihtiyaç duyuyor.
Fındık sayesinde bunu daha iyi anladım.
Eskiden kötü geçen günlerimde her şeyin bittiğini düşünürdüm. Şimdi ise küçük bir umudun bile insanı yeniden ayağa kaldırabileceğini biliyorum.
Senakademi ekibi olarak “Sincaba ne isim verilir” hakkındaki bu içeriğin sizler için değerli olduğunu umuyoruz. Görüşmek üzere!
Bir Sincabın Bıraktığı Büyük Hatıra
Aylar geçti. Kayseri’nin havası değişti. Soğuk günlerin yerini daha güzel bahar sabahları aldı. Fındık yine ara sıra bahçeye geliyordu.
Her gelişinde yüzümde istemsiz bir gülümseme oluşuyordu.
Bazen hayatımızda çok önemli sandığımız şeyler aslında değildir. Büyük başarılar, büyük değişimler veya büyük olaylar bekleriz. Oysa bazen küçük bir canlının birkaç dakikalık ziyareti bile ruhumuzda büyük bir değişim yaratabilir.
Fındık bana bunu öğretti.
Onun sayesinde günlüklerimde sadece sorunlarımı değil, güzel anılarımı da yazmaya başladım. Daha fazla fark etmeye, daha fazla şükretmeye başladım.
Bir gün yine balkonumda otururken onu izledim. Elimde çayım, önümde günlüğüm vardı. Şunu yazdım:
“Hayatta bazı karşılaşmalar kısa sürer ama etkisi uzun kalır. Bazı dostluklar konuşmadan kurulur. Bazı isimler ise sadece bir canlıya değil, bir hatıraya verilir.”
Sincaba Ne İsim Verilir? Kalpten Gelen Cevap
Bugün biri bana “Sincaba ne isim verilir?” diye sorsa artık sadece birkaç isim söylemem. Çünkü bu sorunun cevabının kişiden kişiye değiştiğini biliyorum.
Bir sincap için Fındık güzel olabilir.
Başka biri için Pofuduk, Çakıl, Minik, Zıpzıp veya başka özel bir isim anlam taşıyabilir.
Önemli olan ismin kendisi değil, o ismi verirken hissettiğiniz duygudur.
Çünkü bazı isimler sadece çağırmak için kullanılmaz. Bazı isimler bir anıyı saklar.
Benim için Fındık, Kayseri’de soğuk bir sabah başlayan küçük ama unutulmaz bir hikâyenin adı oldu.
Bazen kendimizi kaybolmuş hissettiğimiz zamanlarda hayat bize küçük işaretler gönderir. Benim işaretim, bahçemin köşesinde duran küçük bir sincaptı.
O gün öğrendim ki umut bazen büyük olaylarla gelmez. Bazen minik adımlarla yaklaşır, birkaç saniye gözlerinin içine bakar ve sessizce hayatına dokunur.
Ve bazen bir sincaba verilen isim, aslında insanın kendi kalbinde yeniden bulduğu bir umudun adı olur.